1-
Geçtiğimiz
günlerde bir anne savcıya evladım gözümün önünde ölüyor ne yapacağımı
bilmiyorum yardım edin diye yalvaran bir mektup yazdı.
Sentetik esrar
olarak bilinen Bonzai, kokain ve doğal esrar gibi maddeler kullanıcılar
arasında ve uyuşturucu satıcıları tarafından zararsız olarak gösterilen sinsi
maddelerdir. Bu üç madde ilk kullanıldıkları dönemlerde önemli ölçüde rahatlık
vererek sorunları zihin dünyasında çözüldüğünün düşünülmesine sebep olurlar.
Bunun yanı sıra kişi kendisini maddeyi kullandığı dönemde aşırı mutlu ve
kuvvetli hisseder. Özellikle esrar’ın odak problemini çözdüğü ve rahatlattığı
fikri madde kullanıcıları arasında yaygındır. Ancak Bonzai yada diğer adıyla
çin kokaini ve piyasada taş, crack, kristal veya kokain olarak bilinen maddeler
uyuşturucu değil aslında uyarıcı maddelerdir. Bu nedenle bağımlılar madde
kullanımından dolayı rahatsızlık duymaz ve sorun olarak kabul etmezler. Bağımlı
hale gelen kişiler ise kendilerini bu maddeleri kullanmaktan alıkoyan herkese
karşı düşman kesilerek söylenilenin aksini yaparlar ve suçluluk psikolojisiyle
özellikle ebeveyni suçlamaya başlarlar. Amatemlerdeki yer problemleri, yanlış
ilaçlı tedavileri gibi sorunlar nedeniyle çaresiz kalan aile bireyleri ise
devletin her birimini, sosyal yardımlaşma vakıflarını ve belediyeleri ziyaret
ederek yardım talebinde bulunurlar. Ancak yasaların yetersiz ve yanlış
olmasından kaynaklı olarak yapılabilecek herhangi bir şey yoktur. Birçok aile
çocuklarının tutuklanarak hapse atılmalarını ister ve bu izolasyonun işe
yarayacağını düşünür ama bu durum gerçekleşse bile hapse girip çıkan birçok
bağımlı maalesef aynı tuzağa düşmektedir.
2-
Diğer bir anne de
oğluna bonzai satan satıcıyı takip etti. Satıcı bunu anlayınca arabayı kadının
üzerine sürdü. Anne neredeyse aracın altında kalıyordu. Ubam’ın bu konuya
değinen bir açıklaması oldu. Ailelerin çözüm arayışı kanlı bitebilir diye. Bu
anlamda çaresiz aileler ne yapmalı nasıl davranmalı. Benim odaklanmak istediğim
konu aileler, çok çaresizler. Ne yapacaklarını nereye gideceklerini
bilmiyorlar. Dahası çocuklarına nasıl davranacaklarını şaşırıyorlar. İlgili mi,
ilgisiz mi? Çoğu kızsa da iyi davransa da sonucun değişmediğini biliyor.
Eskişehir’den
federasyonumuzu arayan ve ziyaretimize gelen Serpil Çakır bir bonzai
bağımlısının annesi ve çaresiz Kadın oğlu 20 yaşındaki Burak Çakır için
devletin bütün olanaklarını zorlamış ancak bir türlü çözüm bulamamıştı. Daha
önce defalarca gittiği Amatemlerde çözüm bulamayan gencecik anne sorunu
uyuşturucu satıcılarını evladından uzak tutmakla çözebileceğini düşündüğü için
bir uyuşturucu satıcısının üzerine yürümüş ancak aracına binen torbacının
otomobilini üzerine sürmesi nedeniyle ağır yaralanmıştı. Serpil Çakır yaklaşık
bir yıldır bastonla dolaştı ve kapı kapı çare aradı. En son bize getirdiği
Burak Çakır kardeşimize Narconon programıyla yardımcı olduk ve bağımlılığından
kurtararak yeni bir hayata başlamasına vesile olduk ve anneyi önümüzdeki hafta
ameliyat ettirerek sağılığına kavuşması için elimizden gelen bütün
olanaklarımızı seferber ettik.
Ancak sorun şu ki
çaresizlik içerisinde her kapıyı zorlayan ailelerin gidip destek alabilecekleri
bilinen tek yer Amatem ler ve onlarda çözüm üretemedikleri gibi yatak
bahanesiyle birçok insanımızı kabul edemiyorlar. Özel hastanelerin gecelik
yatak ücretleri 300 ile 800 lira arasında değişiyor ve bu rakamın içerisinde
tedavi masrafları maalesef yok. Dışarıda bağımlılık danışmalığı hizmeti veren
birçok eski emniyetçi, eski bağımlı, halen aktif olarak çalıştığı halde para
kazanmak amacıyla yardımcı olduğunu söyleyerek rant elde eden devlet memurları
ve bu işi ticarete dönüştüren sivil toplum kuruluşları var. Sorunları çözüyoruz
diyerek televizyon kanallarında boy gösteren ama aslında düşene tekme atan
birçok psikiyatri uzmanı ve psikolog mevcut. Bu kişilerinde 15 dakikalık
seansları 300 ile 1000 lira arasında değişiyor. Elindeki her şeyi satıp
evladını kurtarmak için söz konusu kişilere yatıran ve hatta bunun için on
binlerce lira kredi kullanan aileler mevcut ve maalesef sonuç hiçbir şekilde
değişmiyor.
Bütün bunlar
yetmezmiş gibi birçok aile çocuklarına nasıl davranacaklarını bilmiyor. Çünkü
her madde kişi üzerinde farklı etkiler gösterdiği gibi konu kişiliğin
kendisiyle de doğru orantılı. İyi eğitim almış bir insanı canavara
çevirebildiği gibi canavarca büyüyen bir insanı çok uslu ve sakin hale
getirebiliyor. Zaten UBAM federasyonu olarak biz her bağımlının madde öncesi ve
sonrası verilerini özellikle dinliyor ve aile içerisinde gerekli bilgileri
alarak bireysel baz da değerlendirmeler yapıyoruz. Çünkü bağımlılık normal bir
hastalık gibi standart yöntemlerle çözülecek bir durum değildir ve aksine
bağımlılık bir hastalık bile değildir ama maalesef bu şekilde kabul ettirilmeye
çalışılmış ve bu bilinç oluşturulmuştur. İlaçlı yöntemlerle çözülmesi söz
konusu değildir.
Durum böyleyken
uyarıcı özelliği olan maddelerin kullanımında uyuşturan ilaçların kullanılması
bağımlıyı daha çekilmez ve çaresiz hale getirmektedir. Zaten psikiyatri bu işin
kurtuluşunun olmadığını her bağımlıya söylemekte ve bilinçaltına bu konuyu
özellikle işlemektedir. Ayrıca uyuşturucu maddelerin ilaç firmalarınca üretilen
ve aynı etken maddelerin bulunduğu sentetik uyuşturucu özelliklerdeki ilaçlarca
çözülmesi su götürmeyen bir yanlışın başlangıcıdır.
Bütün bu
tuzaklardan kurtulması mümkün olmayan bağımlı aileleri son çare olarak
gittikleri madde bağımlılığı tedavi merkezlerindede başarıya ulaşamadıkları
için büyük bir handikapı içinde kalarak şiddet, evden uzaklaştırma, kapalı bir
yere hapsetmek gibi birçok farklı yöntemi denemekte ve çoğunlukla bu şiddet
bağımlı tarafından ailelere uygulanabilmektedir.
Yaptığımız
araştırmalar göstermiştir ki madde bağımlılığının temel etkeni meraktır ve
merak eden insan zeki insandır. Neredeyse tamamı zeki olan madde bağımlıları
aşırı ilgiyi duygusallıkla, ilgisizliği şiddet yoluyla kullanarak aileden
istediği şeyi yani uyuşturucu parasını rahatlıkla koparabilmektedir. Önce küçük
harçlıklarla başlayan talepleri ardından büyük rakamlara dönüşmekte ve ardından
dış borçlanmalara sebep olmaktadır. Burada da kalmayan bu süreç hızla gelişerek
önce ev içinde hırsızlık ve sonrasında dışarda hırsızlık, gasp ve hatta
uyuşturucu satılığı yapmak gibi sonuçlara neden olmaktadır. Bu nedenle aileler
her nlamda çaresizliği sonuna kadar yaşamaktadırlar.
Bu açıdan çocukları yakınları
bonzai kullanan bundan emin olan aileler ilk adım olarak ne yapmalı, nereye
başvurmalı? Bu aşamaları adım adım yazarsak ailelere yol göstermiş, rehber
olmuş oluruz.
3-
Konuyla ilgili
kimler neler yapmalı, öneri, eksiklikler(yasadaki boşluklar vs.)?
Özellikle Bonzai
kullanımında aileler çocuklarının söz konuyu maddeyi kullanıp kullanmadığından
emin olacak şekilde takip etmelidirler. Evden sıkça harçlık alındığında,
dışarıda çok fazla zaman geçirildiğinde, gözlerin aşırı kızarmasında, başlarda
çok hareketlilik ve sonrasında aşırı baygınlık hallerinde, tuvalette çok uzun
süre kalınmasında, ev içerisinde ve çevresinde yarısı kesilmiş su pet şişesi
bulunduğunda, evden küçük ama değerli eşyaların eksilmesinde, cüzdanlarda
bulunan nakitlerdeki azalmalar gibi durumlarla karşılaşıldığında bir sorunun
olduğu kabul edilmelidir. İlerleyen süreçlerde ise uyku, beslenme ve davranış
bozuklukları dikkatle gözlemlenmeli ve aşırı sinirlilik hali dikkatten
kaçırılmamalıdır.
Elbette yukarıda
belirttiğimiz durumlarda bağımlı sorunu kabul etmeyecek ve bu biraz zaman
alacaktır. Bu süreçte aile aklıselim davranmalı ve paniğe kapılmadan öncelikle
yardım talebini beklemelidir. Ancak bu sürenin çok uzaması halinde bağımlının
en çok değer verdiği ve kırmadığı kişilere rica ederek çocuklarıyla
dertleşmelerini talep ederek yardım istemelidirler.
Belirli bir süre
sonrasında bağımlı durumun içinden çıkamayacağı için mutlaka yardım talep
edecektir. Özellikle bonzai bağımlılığı testlerle belirlenemediği için bunun
olması şarttır. Zira sorun kabul edilmiyorsa hiç kimse yardım edemeyecektir.
Ayrıca 18 yaş altında vasinin test isteği her fırsatta red edilmekte ve zaten
testlerde çıkmayan bir madde olduğu için yapılan testlerde anlam
taşımaktadır. 18 yaş üzerinde ise böyle bir talepte kişinin isteği
olmadan bulunmak yasalarımızca söz konusu değildir.
Buradaki en büyük
yanlış bu tür durumlarla karşılaşıldığı halde bağlayıcı bir yasa, mevzuat veya
genelgenin bulunmamasıdır. Zira her kurum kendi alanında belirli bir yere kadar
hizmet verebilmekte ve insan hak ve özgürlükleri nedeniyle zorlayıcı bir yaptırım
unsuru bulunmamaktadır. Oysa madde bağımlısı sadece kendisine değil ailesine,
çevresine, toplumun tamamına ve devletine karşı çok ciddi zararlar
verebilmektedir. Haliyle her biri inanılmaz derecede zeki olan madde
bağımlıları bütün boşlukları çok rahat kullanabilmektedirler. UBAM
Federasyonuna göre sorunun cezai yöntemlerle çözülmesi başarısızlığın en büyük
göstergesidir.
4-
Size göre bu
konuyla ilgili en ciddi sorun nedir?
Uyuşturucu Madde
Bağımlılıkları ve alkolizm ile Mücadele Federasyonun göre madde bağımlılığındaki
en büyük sorun eğitim eksikliği ve bilinçlendirme çalışmalarının yetersiz
olmasıdır. Bize göre uyuşturucu bağımlılığı ancak dört aşamada çözülebilir.
Bunlar eğitim, önleme, sağlık problemlerinin çözülmesi ve rehabilitasyon ile
mümkündür.
Öncelikli olarak
bütün toplumun uyuşturucu maddeler konusunda doğru ve detaylı olarak
bilinçlendirilmesi ve 21.yüzyıl gibi teknoloji devrinde “özendirir”
düşüncesinin anlamsızlığının ortadan kaldırılmadığı bir anlayışla eğitim
faaliyetleri düzenlenmemesi ciddi bir eğitim politikası sorunudur.
Önleme faaliyetleri
istihbarat ve kolluk kuvvetlerine düşen bir vazifedir ve kolluk kuvvetleri bu
işi layıkıyla yerine getirmektedirler. Ancak sürekli tekrarlanan sözde tedavi
konulu başarısızlıklar devletimizin bu birimlerini de bezdirmiş ve polisimiz
yakalamaktan bıktığı halde bağımlılar yakalanmaktan bıkmamışlardır.
Herhangi bir
nedenle madde bağımlılığı tuzağına düşen bireyin öncelikle detaylı olarak
kullanım bilgilerinin öğrenilmesi, kullanılan maddelerin fiziki tahribatının
ortadan kaldırılması tedavi sürecini, ilaçsız ve tamamen doğal detoks
yöntemleriyle bedeninin temizlenmesi ve zihinsel eğitimlerin olduğu komple bir
rehbilitasyon çalışması bu sorunu tamamen yok etmesi ise diğer iki öneli evreyi
oluşturmaktadır. Federasyonumuz ait bağımlı beslenme ve barınma merkezinde
yapılan bu pilot uygulamayla 7 aylı bir süre içerisinde 150 den fazla insanımız
uyuşturucu bağımlılığından kurtarılmış ve bu her platformda ispatlanmaya
hazırdır.
Aslında tamamen
irade kontrol sorunu olan madde bağımlılığı ruhsal bir problemdir. Ruhun beden
üzerinden kontrol edilmesi mümkün olamayacağından tedavi adı altında bedenlerin
ilaçlarla uyuşturulmaya devam edilmesi sorunu içinden çıkılmaz hale
getirmektedir. Belirttiğimiz nedenlerden dolayı UBAM Federasyonun genel görüşü
olarak belirtiyoruz ki asıl sorun ülkemizde uygulanan uyuşturucuyla
mücadele politikasının tamamen yanlış olduğudur.
5-
Başbakan’ın içen
de çok büyük ceza alacak söyleminin bağımlı bir bireyde karşılığı ne? Yani
eşini, evini, ailesini ve en önemlisi canını önemsemeyen hapse girmeyi önemser
mi? Size gelen örnekler üzerinden açıklar mısınız?
Sayın
Başbakanımızın bağımlılık kavramına bakış açısının olması gerekenden çok daha
farklıdır. Zira kendilerinin itimat ettikleri ve bu konuyla ilgili
görevlendirdikleri birimlere bilgi akışı sağlayan kimseler maalesef psikiyatri
uzmanlarıdır. Yani bu işi böyle yapılır diyen bir etik kurul mevcuttur ve bu
kurul akademik kariyer yapmış ve sahayı tam olarak bilmeyen sözde bilim adamlarından
oluşmaktadır. Bu kişiler Amatem, Çematem, Özel Psikiyatri Hastaneleri ve
Psikiyatri kliniklerinde ilaç firmaları ile bağımlılık problemi yaşayan
insanlarımız arasında adeta birer ilaç satış mümessili gibi vazife
yapmaktadırlar. Haliyle yanlış kılavuz seçimi ise devletimizin başını
uyuşturucu belasıyla derde sokmaktadır.
Biz bu olaya
tamamen daha insancıl bir pencereden bakmaktayız. Zira her insanın birçok zaafı
ilerde başına daha büyük sorunlar açabilmektedir. Eğer sorun bağımlılık
nedeniyle cezalandırılmaksa, alkol, kumar, faiz, zina ve hatta elektronik
bağımlılık sorunlarının bile cezalandırılması gerekmektedir.
Uyuşturucu
bağımlılığının cezalandırılması oldukça yanlış bir anlayıştır. Çünkü kullanılan
maddelerin zamanla fiziki sistem üzerinde bağışıklık kazanması ve sonraki
süreçte kontrolün kaybedilmesi hayatın içinde bir çok doğal gıda tüketiminde de
geçerlidir. Bu sorunu çözmek yerine bastırmak yanlışın zirve noktasıdır. Evet
uyuşturucular yoksunluk dönemi içerisinde bağımlıyı hiçte kolay olmayan bir
takım istem dışı şeyler yapmasına sevk edebilir ama bunu cezasız yöntemlerle
kontrol altına almak zor olabilir ama imkansız değildir. Zira her uyuşturucu
kullanıcısı potansiyel bir hırsız, gaspçı ve hatta uyuşturucu satıcı olabilir
ama gerçek olan bu suçları başladığı dönemde daha iyi yaşayabilmek için
kullanırken sonrasında yaşayabilmek için kullanmak zorunda olduğu maddeyi
bulabilmek için almaktadır.
Bir anlamda
bağımlıların devletin yaptırımlarından korktukları doğrudur ama devletin bu
yaptırımı kişiyi özgürlükten men ederek hem kendisini, ailesini ve yakınlarını
cezalandırmak suretiyle yapması oldukça yanlıştır. Uygulanması gerek zorunlu ve
uzun süreli bir rehabilitasyon sürecidir zira tespitlerimiz yıllarca cezaevinde
kaldığı halde tahliye edildiği an evi yerine torbacıya gidildiğini
doğrulamaktadır. Oysa ki bu süreçte kopan aile bağları, kaybedilen maddi ve
manevi değerler göz ardı edilmektedir.
6-
Bağımlıların
genelde işsiz, güçsüz, başı boş, ailesiz, sevgisiz insanlar olduğu düşünülüyor
gerçekten böyle mi? İşi gücü olan bağımlı olan örnekler yok mu?
Bağımlıların işsiz
güçsüz başıboş ailesiz ve sevgisiz insanlar olduğu fikri tamamen çok kötü bir
bakış açısıdır. Aksine hergün dizilerde izlediğimiz, müzikleriniz dinlediimiz
ve sürekli göz önünde bulunan birçok madde bağımlısı sanatçımız mevcuttur. Bunun
yanı sıra federasyonumuza çok sayıda üniversite mezunu madde bağımlısı müracaat
etmektedir. Madde kullanmadan önceki dönemlerde toplumun saygıyla gözettiği
ancak bu tuzağa düşerek sosyallikten uzaklaşan sayısız insanımız bulunmaktadır.
İşsizlik ve sevgisizlik madde kullanımının sonunda ortaya çıkmaktadır. Öyle ki
biz madde bağımlısı pilot, asker, polis, memur, hemşire, bürokrat, bakanlık
çalışanları, doktorlar, bankacılar, ilaç mümessilleri, eczacılar, milletvekili
çocukları, işadamları ve hatta başbakanımıza çok yakında çalışan insanlarla
bile bağımlılık problemleri nedeniyle bir araya gelebilmekteyiz.
7-
Herkes bonzai’ye
odaklanıyor esrar meşrulaştırılıyor gibi yani sanki daha az zararlı gibi
Medyanın topluma verdiği mesaj maalesef bu yönde. Bu konuda neler yapılmalı?
Birlikte
çalıştığımız Narconon International dünya genelinde 250 rehabilitasyon
merkeziyle 48 ülkede hizmet vermektedir. 50 yıllık deneyime sahip bu kurumun
tespitlerine göre dünyanın en tehlikeli uyuşturucuları antidepresanlar’dır ve
bu Amerika da başta olmak üzere bütün dünya ülkelerinde satılı legal olan
uyuşturuculardır ve hatta devlet tarafından finanse edilmektedir. Arkasından
alkol ve normal uyuşturucu sıralaması gelmektedir. Uyuşturucuların en
tehlikelisi ise üst guruba zemin hazırlaması ve uzun süreli kullanımın ardından
şizofreniye yol açması nedeniyle esrardır.
Üzülerek
belirtiyoruz ki esrarın ülkemize girmesinden bugüne kadar bu uyuşturucuya
“ottur zararı yoktur” gözüyle bakılmaktadır. Bizim karşılaştığımız binlerce
vaka da bu bakış açısını destekler vaziyettedir. Burada ki temel sorun ise
eğitim eksikliğidir. İnsanlarımızın bu maddeyi yeterince tanımamaları ve
zararlarını bilmemeleri problemin büyümesinde ki en büyük etkendir. Gerek
televizyon filmleri ve gerek şarkılarda bile bu tür özendirici durumlar ortaya
çıkmaktadır.
Son dönemde bonzai
konusunun üzerine gidilmesi ani kalp durması nedeniyle birçok insanımızın vefat
etmesinden kaynaklanmaktadır. Zira kolluk kuvvetlerinin yaptıkları başarılı
operasyonlar neticesinde binlerce ton hint keneviri yakalanmış ve piyasaya
sürülmesi engellenmiştir. Bu nedenle bağımlılık sorunu yaşayan kişiler sentetik
esrar olarak bilinen bonzai yi talep etmeye başlamışlardır. Merdiven altı
üretimi çok kolay olan söz konusu tarım ilacını bulmak ve aktarlarda satılan
otlarla karıştırarak bir uyuşturucu üretmek uyuşturucu baronlarınca daha kolay
ve zahmetsiz olduğundan sorun çığ gibi büyümektedir.
8-
Aileler UBAM’a
neden nasıl ve hangi aşamada başvurmalı?
UBAM federasyonu birçok sivil toplum
kuruluşunun katılımıyla kurulmuş bir süt kuruluştur. Bütün çalışanları
gönüllülük usulüyle hizmet etmektedir. Bu nedenle maddi menfaat sağlanması söz
konusu değildir. Başkanlığını Dila Tezemir ve Genel Müdürlüğünü İsmail
Karakaş’ın yaptığı ve bağımlılık sorununu kendisinde ve ailesinde yaşamış
insanların yürüttüğü bu sivil toplum hareketi dünyada ki bütün mücadele
metotlarını araştırmış ve en doğru yöntemi ülkemize getirmiştir. Başarısını
saha çalışmalarına borçlu olan federasyon iki yıl gibi kısa bir sürede yaklaşık
on bin aileye bedelsiz bağımlılık danışmanlığı hizmeti vermiş, on binlerce
insanımızı bağımlılıklar konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapmıştır. Bu
nedenle ülkemizde bağımlılık alanında en büyük deneyim ve bilgiye sahip en
önemli kurum haline gelmiştir.
UBAM tamamen ilaçsız rehabilitasyon
yöntemini savunarak başlattığı madde bağımlılığıyla milli mücadele projesiyle
altı ay gibi kısa sürede yüzlerce bağımlıyı özgür hale getirerek adını Türkiye
tarihine altın harflerle yazdırarak büyük bir hareketin başlamasına öncülük
etmektedir.
Bu kapsamda hiçbir ayırım faktörü
olmadan ve aşama gözetmeksizin her insanımız Federasyonumuz arayabilir
şüphelerini paylaşabilir ve hatta bağımlılık sorunun çözülmesi için yardım
talebinde bulunabilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder